Anne sütü

Anne sütü, bebeklerin dengeli beslenme, sağlıklı büyüme ve gelişimleri için son derece önemli olan canlı bir besindir. Doğumdan sonra, altı ayın sonuna kadar bebeğin beslenmesinde anne sütü tek başına yeterlidir, bu dönemde tıbben gerekli olmadıkça bebeğe anne sütünden başka, su da dahil olmak üzere hiçbir ek gıda verilmemesi önerilmektedir. Altı aydan sonra uygun şekilde başlanacak olan ek gıdalarla birlikte emzirmeye iki yıl devam edilmelidir.

Bebeğin beslenmesinde anne sütüne eşit veya daha iyi bir seçenek bugüne kadar bulunamamıştır. Doğada bulunan tüm memeli canlılar yavrularını kendi sütleri ile beslerler, o halde insan yavrusunun da annesinin sütü ile beslenme hakkına saygı duyulmalı ve bu fizyolojik olay teşvik edilmelidir

Anne Sütünün Yapısı Nasıldır ?

Kolostrum, doğumdan sonra salgılanan ilk süt olup, 3-5 gün devam eder, miktarı az olmasına karşın içeriğindeki fazla protein, enerji ve aktif immünolojik maddeler sayesinde süt miktarı artana kadar bebeğin tüm gereksinimlerini karşılar ve enfeksiyonlardan korunmasını sağlar.

Anne sütünün içeriği doğum sonrasında, bebeğin ihtiyaçlarına göre değişkenlikler gösterir. Örneğin zamanında doğum yapan ile zamanından önce doğum yapan annelerin sütleri birbirinden farklıdır. Ayrıca bebek büyüdükçe anne sütünün de içeriği farklılaşır. Bu değişkenlik büyümekte olan bebeğin artan ve değişen gereksinimlerini tam olarak karşılar. Doğadaki diğer memelilerde olduğu gibi insan sütünün içeriği emzirmenin evresine göre de değişkenlikler gösterir. Anne bebeğini emzirmeye başladığında önceleri gelen süt sıvı ve elektrolitler yönünden zengin iken emzirmenin sonuna doğru gelen süt yağ bakımından zengindir. Bu nedenle emzirme sırasında bebek bir memeyi tam olarak boşaltmadan diğer memeye geçilmemelidir. Sağlıklı ve iyi emen bir bebek yaklaşık 10 dakika içinde memenin %90’ını boşaltır. Bu nedenle her bir meme yaklaşık olarak 10 dakika emzirilmelidir.

Annenin ürettiği süt miktarının annenin kilosu ya da meme büyüklüğü ile ilgisi yoktur. Sağlıklı ve uygun beslenen annelerin sütünün, yaşamın ilk yarıyılında bebeklerin, tüm besin gereksinimlerini karşıladığı gösterilmiştir. Anne sütü ayrıca her zaman ılık, taze, temiz, ekonomik ve kullanıma hazırdır. Emziren annelerin diyet yapmamaları gerekmektedir. Bununla birlikte sütün kalitesini ve miktarını artırmaya yönelik yapılan girişimler gereksizdir. Annenin bol sıvı alarak dengeli ve yeterli beslenmesi uygundur. İtalya’da yapılan bir çalışmada sağlıklı iyi beslenen annelerin emzirme sırasındaki diyetlerine çinko, bakır ve iyot eklenmesiyle bu eser elementlerin sütteki miktarlarında bir değişiklik olmadığı gösterilmiştir.

Anne Sütü ile Beslenmenin Yararları Nelerdir ?

Anne sütü büyümekte olan bebeğe mükemmel bir besin kaynağı olmasının yanında antikor, sitokinler, büyüme faktörleri, antimikrobiyal maddeler ve özgün bağışıklık hücreleri de içermektedir. Böylece anne sütü, bebeğin kendi bağışıklık sistemi olgunlaşana dek, bebeği enfeksiyonlardan korur (Gibson, 1995). Anne sütünün bağırsak, solunum sistemi ve idrar yolu enfeksiyonlarına karşı birincil koruma yapması yanında, yenidoğan bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini artırdığı da gösterilmiştir.

Anne sütü proteinlerinin bir kısmı (whey proteinleri) bağışıklık sisteminin gelişiminde rol oynarken, bir kısmı da (laktoferrin) immünolojik olmayan savunma sistemlerinde görev alır. Buna ek olarak memelilerin sütünde çok düşük miktarlarda, bulunan çeşitli oligosakkaritler (prebiyotik), epitel yüzeylere bakteri yapışmasını engelleyerek yenidoğan döneminde enfeksiyonlardan korunmada önemli bir göreve sahiptir. Anne sütü alan yenidoğan bebeklerin idrarlarında saptanan oligosakkaritlerin bebeği idrar yolu enfeksiyonlarından koruduğu düşünülmektedir.

Ayrıca anne sütündeki prebiyotikler barsakta laktobasillus ve bifidobakter gibi faydalı bakterilerin üremesini sağlamakta ve barsak pH değerini düşürerek pek çok patojen bakterinin üremesini engellemektedir.

Anne sütü, birçok farklı besin maddesinin, biyoaktif maddelerin; leptin, ghrelin, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörleri gibi besin alımını düzenleyen, metabolizmayı etkileyen ve vücut kompozisyonun düzenlenmesinde rol alan hormon ve büyüme faktörlerinin kaynağıdır. Özellikle anne sütü leptini, anne sütü alan bebeklerde, almayan bebeklere göre ideal bir enerji dengesi oluşturmakta ve daha iyi bir şekilde büyüme sağlamaktadır.

Anne sütü, lipaz, beta kazein, laktoferrin, haptokorin ve alfa-1 antitripsin gibi, mikro ve makro besleyicilerin sindirimini ve kullanımını kolaylaştıran, kendine özgü proteinleri içerir. Anne sütünde ayrıca immunoglobulinler, kappa-kazein, lizozim, laktoferrin, haptokorin, alfa-laktalbumin ve laktoperoksidaz gibi barsakta göreceli olarak parçalanmaya dirençli, anne sütü alan bebeği virus ve bakterilere karşı koruyan tipte, pek çok protein de bulunmaktadır. Sitokinler ve laktoferrin gibi protein ve peptidlerin bağışıklık sistemini aktive edici etkileri bulunurken, insülin benzeri büyüme faktörü ve epidermal büyüme faktörü gibi peptidler de yenidoğanın sağlığında önemli roller üstlenirler. Anne sütü proteinleri bir yandan yeterli bebek beslenmesini sağlarken diğer yandan yenidoğan bebeğin enfeksiyonlara karşı savunmasını ve bebeğin önemli fizyolojik işlevlerinin gelişmesini sağlarlar.

Anne sütü bebeği pek çok farklı mekanizma ile özgül ve özgül olmayan enfeksiyonlardan korur. Anne sütünün bakterisidal aktivitesi (laktoferrin, lizozim), antiviral özellikleri (laktoferrin, yağ sindirim ürünleri), antiprotozoal aktivitesi (anne sütü yağının mide ve barsaklarda sindirimi) ve bağlanmayı engelleme özelliği (kappa kazein yardımı ile helicobakter pylorinin mide mukozasına yapışmasının engelleme) ve IgA, IgG ve IgM içermesi üstün özellikler olarak sayılabilir. Anne sütünde bulunan çeşitli enzimler de bakterisidal etkinlik gösteren bileşikler oluşturarak (safra tuzu bağımlı lipaz, peroksidaz), inflamatuvar yanıtları engelleyerek (trombosit aktive edici asetil hidrolaz) veya süt proteinlerinin bütünlüğünü koruyarak (antiproteaz) bağışıklık sistemini güçlendirir.

 

Anne sütü bebeği uzun dönemde bağışıklık sistemi ile ilintili hastalıklardan (tip 1 diabetes mellitus, çölyak hastalığı, inflamatuvar barsak hastalığı), metabolik sendrom ve obeziteden koruduğu, bilişsel gelişimi iyi yönde etkilediği kanıtlanmıştır.

Anne sütü bebekte hem güven duygusu yaratarak hem de endorfin salgısını artırarak ağrı kesici ve ağlama miktarını azaltıcı etki gösterir. Anne ile bebek arasında derin bir duygusal bir bağ oluşturur. Emziren annelerin bebeklerini terk etme, şiddet uygulama gibi olumsuz davranışları, emzirmeyen annelere göre çok daha az görülür.

Rahim kanamalarını önleyici, gebelikten koruyucu, yumurtalık ve meme kanserlerini ve kemik erimesini önleyici etkileri olduğu gösterilmiştir. Sigara içen, genç, eğitimsiz ve sosyal desteği olmayan anneler emzirme konusunda risk gurubunu oluşturmakta ve bunların biberon ile beslenen bebekleri de ölüm ve sakatlık açısından yüksek risk taşımaktadır.

Rafet Kürşat

Kaynak
Informative
Informative x 2
Friendly
Friendly x 1

4 Yorum Var

  1. Elinize , emeğinize sağlık @Rafet Kürşat Keşke bütün hastanelerin duvarlarını süslese bu makale , insanlar sıra beklerken okusa , bilinçlense.Okurken keyif aldım.

    Tüm arkadaşların okumasını ve aileleri bilinçlendirmek adına paylaşmasını tavsiye ederim.Başarılarınızın devamını diler , katkılarınızdan dolayı teşekür ederiz. 🙂




    0



    0